30 Temmuz 2010 Cuma

Feysbuku olmayan var mı ki blog aleminde :) benden başka

Merhaba
Bu birkaç gündür kampanyalara takmış durumdayım öyle geziniyorum ne var ne yok diye.Bloglar için bir sürü kampanya yapmışlar ve pek çok güzel ürün veriyorlar ama dediklerini yaparsan..Ama gelin görün ki ben inceleyebildiğim kadarıyla hiçbirine katılamıyorum :)
Neden?

Çünkü bu hediye verenler bir sürü şart sıralıyorlar ya yok izleyeceksin yok üye olacaksın onu yapacaksın bunu yapacaksın.Benim katılamama nedenim feysbuukumun olmaması .Olmak zorunda mı olmadığı için beni ayıplarlar mı yoksa :)Ya da yanına not düşün feysin yoksada katılabilirsin diye...
Bazen konuşurken aaa beni feysine ekle bende seni ekliyim diyorlar.Yok diyorum feysim filan yok onun için ekleyemem eklenemem.
O yüzden dedim ki ben faydalanamıyorum feysbuuku olanlar katılmak isteyenler faydalansın.Allahtan gerçek alemde böyle değil. Gerçekte böyle olduğunu düşünsenize hediye vermek istiyorum ama feysine beni eklemen üye olman ve hediye verdiğimi yedi düvele duyurman gerekiyor filan diyormuşuz..Şunu şunu yaparsan hediyeyi alırsın yapmazsan alamazsın.Bari adına hediye demeyin başka bir kelime bulun canım.Aaaa akşam akşam sinirlendim.
Neyse ben bu kampanyaları bulduğum siteyi vereyim.Başka kampanyalarda bulunuyor dileğim işinize yarasın.

Aklıma okuduğum bir yazı geldi.
Adamın biri Microsoft'un temizlik elemanı aradığını duyup bu işi başvurmuş.Adamı denemişler güvenirliğini test etmişler sonrada bize email adresinizi bırakın biz size sonucu bildirelim deyince adamda bir bilgisayarı ve email adresi olmadığını söyleyince "email adresi olmayan birinin Microsoftta işi olamaz "deyip yollamışlar.

Adam umutsuz bir biçimde geri dönerken aklına bir fikir gelir.Ve cebinde kalan son parasıyla marketten bir kasa domates alıp kapı kapı dolaşıp domatesleri satar.Harcadığı paranın iki katını kazanır.Ve adam bu şekilde durmadan böyle çalışarak parasını çoğaltır.Sonra bir el arabası alır daha sonra biraz daha büyüğünü sonra biraz daha büyüğünü diyerek adam işini bayağı bir büyütür.Ve adam sonunda bir nakliye şirketinin ardından da abd'nin en büyük gıda şirketinin ortağı haline gelir.

Birgün bir iş anlaşması gereği bir müşterisi email adresini istediğinde yıllar önce verdiği cevabı verir ve" bir email adresim yok "der.Adam şaşkın bir şekilde bir email adresiniz olmadığı halde bile bu kadar büyük bir iş kurmuşsunuz .Ya bir de email adresiniz olsaydı.. deyince adam beklemeden şu cevabı vermiş.
"Bir email adresim olsaydı Microsoft'ta temizlikçi olurdum."

Bu arada kanzashi yapıyorum yakında onları da ekleyeceğim.Folyonun azıcık dışına çıkayım di mi ama hep folyo hep folyo olmaz ki vazgeçilmezim ama yeni tadlar denemek istiyorum.


Sevgiler

19 Temmuz 2010 Pazartesi

FİKİR ATÖLYESİ


Daha önce rastlamış ve uğrayıp yazılarını okuma olma olasılığınızın çok yüksek olduğu bir siteyi blogumda paylaşmak istiyorum.Burası Tunç KILINÇ'ın yazılarını yazdığı FİKİR ATÖLYESİ.İçine bir girdiniz mi onu da okuyayım bunu da okuyayım derken kendinizi kaptırıp gidiyorsunuz.Bütün yazılar çok güzel durup durup üzerinde düşündüğünüz tekrar tekrar okuduğunuz yazılarla dolu site.

İlk önce sevdiğim yazılara link vereyim dedim sonra baktım ki link vermekle bitmeyecek en iyisi ben direk ana sayfaya linki vereyim siz içinde dalın gidin.Yazılara gelen yorumları okumakta ayrıca çok eğlenceli.


Sevgiler

17 Temmuz 2010 Cumartesi

RAHLEM VE EKSİK BİR ŞEY Mİ VAR?

Sarı folyo ile yapmış olduğum lalelerle süslenmiş rahlem ve harika bir şarkı ile başbaşa bırakıyorum sizi.






Bunun üstüne MFÖ'ün Sarı Laleler'ini Dinlemeden geçmeyelim.


Harika bir şarkı dinlemeye ne dersiniz.
Grup Gündoğarken Eksik bir şey mi var ?

Sevgiler

15 Temmuz 2010 Perşembe

KUTU KUTU FOLYO


Bu kutuları da yapalı epey oldu ama eklemek kısmet olmamıştı.Zamanı şimdiymiş demek ki :)
Bazıları hediye edildi bazıları satıldı bazıları beklemede :)Ne olurlar bilemem.

Sizlerde nasıl bilmiyorum ama ben birine ilk defa misafirliğe gidiyorsam eğer elimde hazırda yapılmış bir şey varsa mutlaka kendi yapmış olduğum emek verdiğim bir işi götürmeyi daha çok seviyorum.Götürürken de umarım kıymetini bilecek birinin eline gidiyorsundur diyorum.O yüzden de bazen birkaç kez düşündüğünde oluyor hediye ederken.Çünkü hepsinde en az üç günlük emeğim oluyor .Sattıklarımda oluyor ama hediye ettiklerim onlar o anda benim için milyon verilip alınmış bir hediyeden daha değerli oluyor.Tabii bana gelen el emeği hediyelerde aynen öyle oluyor.Sattığımda da gerçekten mutlu oluyorum.Beğenilip alındığı için.Süper bir duygu.
Neyse işte kutularım :)


Kahverengiye boyayıp folyodan hazırladığım deseni yapıştırıp janjanlı boncuklarla süslediğim bu kutum satıldı.





Bu kutumuda turkuaza boyamıştım.Bunun deseni gerçekten ağır ve çok tıktığı olan bir desen epey uğraştım bununla ama çok şık olmuştu bu da satıldı.




Bu kutuyuda kahverengine boyayıp gümüşle püskürtme yapıp folyodan hazırladığım deseni yapıştırdım.Bu da çok tıklaması olan uğraştırıcı bir desen o da çok güzel oldu.Bu kutu beklemede olanlardan sırasını bekleyenlerden.
Bu kutu sevdiğim değerini bileceğinden emin olduğum bir arkadaşıma doğum günü hediyesi gitti.İçini altınlarla dolduracak :)


Bu da yeşile boyayıp siyahla püskürtme yapıp yine folyodan hazırladığım desenle süsleyip janjanlı boncuklarla süslemesini tamamladığım bir kutu.Bu da sırasını bekleyenlerden.

NEREDESİN FİRUZE
Siz severmisiniz bilmem ama ben bu filmi çok seviyorum (bu kadar olmasa da buna benzer bir şey de yaşadım)hele bu şarkıya ve söyleyişlerine bayılıyorum.En sevdiğim sahnelerinden biri bu şarkının söylenmesi.

Ya evde yoksan ?
Olur mu öyle şey çocuklar ben hep evdeyim :)


Şimdilik bu kadar sevgiyle kalın :)

10 Temmuz 2010 Cumartesi

EŞANTİYON SAATİ ALDIM ELİME :)




Bazı nedenlerden dolayı bloguma yeni birşeyler ekleyemedim.Şu anda fırsat bulmuşken ekleyeyim dedim.
Bu eşantiyon saati ne zamandır değiştirmek istiyordum.Desenlerimin arasına ne kadar baktıysam da ona bir desen yakıştıramamıştım.Beklemeye almıştım.Bir gün bir desen gördüm.Desene görür görmez bayıldım hemen uygulamaya başladım.İlk önce saatin büyüklüğü kadar deseni büyüttürdüm.
Folyolarımı ve diğer malzemelerimide alıp çizime başladım.Sonra gerisi geldi zaten çok eğlenceli ve zevkli idi.Üç günlük bir çalışma ile saatim yeni ve harika görünümüne kavuşmuş oldu.Eşimde çok sevdi.Mor rengi uymasa da salona asıverdim.Gelen giden bayılıyor şimdi :)

Kendimi özel el yapımı eşantiyon saat üretiyormuşum gibi hissettim.









SEVGİYLE KALIN