23 Nisan 2011 Cumartesi

23 Nisan Fotolarım



Sabah höşmerim yapmıştım resmi yukarda çok güzel oldu bize gelin size de yapayım   :)














 Söz verdiğim gibi yukarda dinazor resimleri var T-REX sin  boyu falan var.DİNozor kemikleri  birleştirilip dinazor yapmışlar...

 Dinozor oyuncağı aldık.
 Lunaparkta sihirli aynalardayken (JETONLAR 3 TL)

Bana iyi bayramlar dileyen Nedret teyze,Fiamma teyze ve Sesiber teyzeye teşekkür ederim.
Hoşçakalın.

Bugün bu blog benim

 
Merhaba ben Mert.
  Bugün annemin bloğunu ben devraldım. Dün sınıfımızı süsledik çok güzel oldu. Ben dolabın üstüne çıktım, süs astım sınıfımızın kapı tarafına bi süs astık ama onu başkaları çaldılar. 5E aldı ama öğretmenim dedi ki boş verin hediyemiz olsun dedi.Eve gelince evi süsledik. Babam Vatan gazetesiyle eve dünya küresi getirdi ışıklı bi küre.Bugün Dinazorlar Müzesi'ne gideceğiz dönünce orada çektiğim fotoğrafları paylaşacağım.
   Bugün 23 nisan bütün çocukların bayramı kutlu olsun ATATÜRK'e bu bayramı bize hediye ettiği için sonsuz teşekkürler.Şimdilik hoşça kalın  :) Akşam görüşmek üzere.


22 Nisan 2011 Cuma

''23 Nisan'da Bloglar Çocukların" Projesi ve neler yapıyorum,yaptım

Merhaba
Şu tabloyu tamamlayayım kaftanın şu kısmını da bitireyim şu siparişi  de tamamlayayım yaparım diye diye ertelediğim kıyı köşe bucak temizliğimi dün şükür olsun ki yaptım.Bugün kursta Esmail Hüsna tablomun yapıştırmasını tamamladım,siparişimin yapıştırmasını yaptık hocamla, kaftanımın yan tarafının desenini konuştuk yani bugün bayağı iş yaptım.Ama eve gelip kalan işleri de tamamlayayım derken bir baktım ki ev yine dağılmış aman neyse en azından kıyıyı köşeyi temizledim.Pazartesi yine ellerimden öperler.
Bu ev işlerini hiiiiiç sevmiyorum yap yap yine aynı noktaya geliyorsun amaaan ne yapalım yapacak bir şey yok artık.:)
Yarın 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı biliyorsunuz.Bloggerpriative den gelen bu güzel istek mailli üzerine  bir günlüğüne blogumu oğluma devredeceğim.(Sitelerinde  bir yazı görmedim bu proje ile ilgili ama belki gözden kaçırmışımdır.)
Bunu  kendisine söylediğim de niye ki dedi ,bu maili okuyunca tamam tamam dedi.Canım benim  annesinin kendi küçük aşkı büyük yavrusu bakalım ne ekleyecek.
Ben şimdiden bütün çocukların bayramını kutluyorum.Teşekkürler Atam.

     
   ''23 Nisan'da Bloglar Çocukların" projesi; UNICEF ve TOHUM OTİZM sponsorluğunda, H&M, ROCHE ve TÜRK TELEKOM katkılarıyla bu yıl üçüncüsü düzenleniyor. 

"23 Nisan'da Bloglar Çocukların" projesinde 23 Nisan'da blogunuzu bıraktığınız çocuk istediğini yazıyor veya isterse çizdiği bir resmi paylaşıyor. Eğer bunları yapamayacak kadar küçükse siz onun o gün için yaptıklarını sesli video kaydıyla blogunuzda paylaşıyorsunuz. 23nisanblog@gmail.com adresine e-posta atarak blogunuzu listemize ekletebilirsiniz.
Eğer etrafınızda blogunuzu verecek bir çocuk yoksa, UNICEF ve Tohum Otizm Vakfı bu projeye destek veriyor. İsterseniz birini tercih edebilir veya iki kurumdan da çalışmalar alabilirsiniz. Nasıl tercih ederseniz. Bu çalışmaları talepler doğrultusunda size iletiyoruz.
Blogunuzda UNICEF aracılığıyla çocukların çalışmalarına yer vermek için,23nisanblog@gmail.com adresine UNICEF başlıklı e-posta göndererek blog adresinizi bize iletebilirsiniz.
H&M, 23 Nisan günü çocuklara devredilen her blog için, yardıma muhtaç çocuklara toplamda 1000 adet kıyafet bağışlıyor. Türk Telekom, bilgisayar ihtiyacı olan çeşitli okullara 10 adet bilgisayar bağışında bulunacak.
Sizi de aramızda görmekten memnun oluruz.
İlginize teşekkürler:)

Herkese işlerinde kolaylıklar diliyorum .
Sevgiler.

16 Nisan 2011 Cumartesi

KEYİFLİ BİR SOHBET PROGRAMI

Merhaba 






gökhan kırdar - yerine sevemem | video.mynet.com
    
   Gündüz folyolarımla uğraşırken televizyonda izleyecek birşey bulamamanın verdiği sinirle kanalları dolaşırken karşılaşmıştım Esra Harmanda'nın programıyla.Şimdi tam hatırlamıyorum o günkü konuğu ama kanal aramaktan vazgeçmiştim.Takılıp kalmıştım anlayacağınız.
    Güler güzel yüzlü Esra Hanım'ın  konuk ettiği misafirleri ile sohbeti çok hoştu.Zamanla beni kendine bağladı.Sohbet öyle güzel sürüyor ki anlatılan komik anılara gülemekten katılırken anlatılan hüzünlü anılarada üzülmeden geçemiyorum.Şimdiye kadar televizyonda pek çok kez gördüğüm insanların hayatlarına,düşüncelerine dair sohbeti çok hoş bir o kadar da eğlenceli.Progam bir saat sürüyor ama inanın bir saatin nasıl geçtiği anlaşılmıyor bile ,hatta pek çok kere yetmedi ama devam lütfen dediğim çok olmuştur.
   Televizyonda olupta tanımadığım hatta başka bir programda çıksa kesinlikle izlemeyeceğim bir kişiyi Esra Hanımla sohbet ederken dinlemek o kişiyi tanımak çok zevkli oluyor.Sadece sohbet başka bir şey yok ne kadar güzel di mi?
   Televizyondan tanıdığınız insanların anılarını yaptıklarını düşüncelerini projelerini orada duyunca vay be demek bunlarlada uğraşıyormuş bunlarıda yapıyormuş dedirten o kişiye başka yönlerden bakmayıda gösteren içten bir program.
Başka bir proje hazırlığı yapıyormuş ama şimdilik ESRA HARMANDA İLE HADİ KONUŞALIM hafta içi hergün KANAL A'DA SAAT 14.00'DA izlemenizi tavsiye diyorum.Programın süresinin de uzamasını diliyorum.
   En sonda dün  Gökhan Kırdar vardı programda.Gökhan Beyle sohbette diğerleri gibi çok güzeldi.Zaten şarkıları da çok güzeldir.Gökhan Bey projelerini anlattı çok güzel işler ortaya çıkacağa benziyor yolu açık olsun. 
  OQ Projelerinin anlatımı için sitesine bakabilirsiniz hatta sanatçı seçmeleri de varmış belki böyle güzel bir proje içinde olmak isteyen olabilir kısmetin nereden geleceği belli olmaz.
  Sadece onun için değil güzel müzikleri dinlemek ve gelecekte yapılması planlanan daha bir sürü güzel projeden haberdar olmak için...
   Programda Gökhan Bey'in elindeki vurmalı çalgıyı anlatırken söylediği cümleler çok anlamlıydı.Sitede de yazıyor ama buraya yazmam lazım.
   ''... ve  genç Kam elinde tuttuğu orbanın(tokmağın) hastalıktan ölmüş yavru bir geyiğin derisi ,davulun kasnağının ise yıldırım çarpmış bir kayın ağacından olduğunu hatırladı ve çalmaya başladı''
 Projenin çıkış noktası ve tasarımcısının anlatımı;
   Evrende yaşayan hiçbir canlının ahını almamak için yeryüzündeki tüm varlıklara 'rikkat' merhamet duygusuyla yaklaşan Ön-Türk kültüründeki 'KAM' davulundan yola çıkan 'OQUN PROJESİ Gökhan Kırdar tarafından tasarlandı.
Sitesine gitmek için lütfen tıklayın.
Esra Hanıma 'a bu güzel program için teşekkür ediyorum ve başarılar diliyorum.Gökhan Bey'e de  başarılar diliyorum.Böyle güzel insanlar iyi ki varlar.


Sevgiler

13 Nisan 2011 Çarşamba

Yaşamın Gözlerin Kadar Güzel Olsun ve Serenad



Söz Müzik Vedat Sakman, harika bir parça eşliğinde harika bir şiir.


SERENAD
Yeşil pencerenden bir gül at bana,
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
Ben aşkımla bahar getirdim sana;
Tozlu yollarından geçtiğim uzak
İklimden şarkılar getirdim sana.

Şeffaf damlalarla titreyen, ağır
Koncanın altında bükülmüş her sak.
Seninçin dallardan süzülen ıtır,
Seninçin karanfil, yasemin zambak...

Bir kuş sesi gelir dudaklarından;
Gözlerin, gönlümde açan nergisler.
Düşen öpüşlerdir dudaklarından
Mor akasyalarda ürperen seher.

Pencerenden bir gül attığın zaman
Işıkla dolacak kalbimin içi.
Geçiyorum mevsim gibi kapından
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

Ahmet Muhip DRANAS

10 Nisan 2011 Pazar

SİTEMKAR EŞLİĞİNDE LALELİ TEPSİM

Merhaba
Önce bu şarkıyı ekleyeyim çünkü bugünlerdeki favorim bu şarkı,çok hoş bir şarkı. Gökhan Özen Sitemkar.Yanılmıyorsam sözü de müziği de kendisine ait.Düzeltme: Öğrendim ki söz de müzikte Nazan Öncel'inmiş

Gökhan Özen - Sitemkar / Klip 2O11 | video.mynet.com

Geçen yazımda tepsi yaptığımdan ve o tepsiyi sonraki yazımda koyacağımı söylemiştim.İşte zamanı geldi.İçindeki kefesi keseceğim diye parmaklarım helak oldu ama olsun camlı tepsim çok güzel oldu.Lalenin orta yerine taş beğenememiştim sağolsun Rabia Hocam imdadıma yetişti bu güzel taşları verdi Allah razı olsun.Onlarda yerine yapışınca olay bitmiştir.Söze gerek yok sizleri laleli tepsimin fotoğraflarıyla başbaşa bırakıyorum.




SEVGİLER

8 Nisan 2011 Cuma

KELEBEKLERİN DANSI

Merhaba
  Bugün kurs harala güreleydi.Herkes tablosuna ya da tablolarına çerçeve seçme derdindeydi.Ben de kaftanıma devam ettim.Çok güzel tablolar çıkacak ortaya.Bakalım çerçeveden gelsin fotoğraflayacağım hepsini.
  Bu kelebekli tablo benim ocak ayında başladığım ve geçen ay  çerçevelettiğim ve anca yayınlayabildiğim tablom.Deseni görünce çok beğenmiştim Rabia Hocanım da gözleri parlayınca bunu yapayım dedim.Ve hemen çalışmalara başladım.Ama o zamanlar yayınladığım yazıma bakınca gördüm ki o zamanlar çok hastaymışım.Allah'a şükür şimdi daha iyiyim.
  Bu tabloda hem gümüş hem de sarı folyo kullandım.Ve birbirine çok yakıştı.Sarı da bir çerçeve seçtim janjanlı taşlarla şıkır şıkır farklı bir tablo oldu.Kelebeklerim uçuşuyor.
  Tepsime de bugün hocam çok güzel bir taş verdi sağolsun o da onunla tamamlandı tepsimin fotoğraflarını da sonra koyarım artık.Bugün bu kadar yeter.Kelebekli tablomun fotoğraflarıyla başbaşa bırakıyorum sizi.Herkese kolay gelsin.





Az mı fotoğraf seçmişim ne yapmışım ya o kadar uğraşmaya beş foto ayıp etmişim:)
Sevgiler.

6 Nisan 2011 Çarşamba

Pencereni aç,nefes al derin derin


Pencereni aç, nefes al derin derin..
Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin
Kedi... gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
Bak güzelim kahvaltının keyfine..
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al..
Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak..
Günün güzeldi değil mi?
Akşamın da güzel olsun..
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi
tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun..
Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Can YÜCEL


SEVGİLER

5 Nisan 2011 Salı

Bu kutuyu yaz mevsimine ithaf ediyorum

   En nihayetinde açmayı başardım.Bakalım ne kadar sürecek.Neyse şimdilik bunun tadını çıkarayım.Yazı yayınladım ama ne görebildim ne bakabildim.Bu kutuyu eklemek için yazmıştım ama fotoğrafı kendim görüntüleyememiştim.Şimdi gönül rahatlığı ile kutuyu yayınlayabilirim.

   Bu kolay transferdeki resmi çok sevmiştim.Kutuyu resme uygun olsun diye yeşile boyayıp yaldızlı sarı ile eskittikten sonra kolay transferimi folyoya uyguladım.İşlemlerini bitirip alçılayıp kuruttuktan sonra iyice vernikledim,kestim ve kutunun üstüne yapıştırdım bir de öyle vernikledim.Bu vernik işini ne yapacağım bilemiyorum zırt diye bitiyor fabrika lazım bana :)
Daha sırada bekleyen kolay transferlerim de var çok beğendiğim ,ama kutu almam lazım.Bunlarda çok  zor işlerimin yanında çerezlik olsun yeşillikler ,deniz ,gemiler yaz gelsin güneş açsın.Bol güneşe ihtiyacım var D vitaminsiz kalmışım doktor öyle dedi ben yaz çocuğuyum ne işim olur benim kışla .:)



SEVGİLER

4 Nisan 2011 Pazartesi

başlıksız



Yok ya ne yaparsam yapayım bloglara giriş yapamıyorum sadece kumanda panelime girebiliyorum.Mahkeme kararı diyor başkada bir şey demiyor.Yazı yazıyorum fotoğraf ekleyemiyorum ,yorum yazamıyorum, yorumlara cevapta yazamıyorum.Yaptıklarımı paylaşmak istiyorum ama yasak diyor.Paylaşılanları görmek istiyorum yasak diyor.Çok sıkıcı ya ...Hava sıkıcı, kararlar sıkıcı,sanal alem sıkıcı,haberler sıkıcı en iyisi buralarda çok durmamak gidip kaftanımın tıklanacak yerlerini tıklamaya devam edeyim.

Sezen Aksu-Gulumse AoiAsahi
Fotoğraf ekleyemiyorsam video eklerim dedim ama gösterir mi bilemedim çözemedim bi heber verirsiniz artık.

SEVGİLER

3 Nisan 2011 Pazar

KÜÇÜK KÜÇÜK


 Neler olduğunu anlayamıyorum kah bloglara girebiliyorum kah giremiyorum şimdide yaptığım bir kutuyu ekleyeyim dedim bu güzel yazının yanında resimler görünmüyor,önizleme yapamıyorum yayınla diyeceğim ama yayınlayacak mı onuda bilemiyorum, herşey eski haline dönsün artık lütfen.    
Bu güzel yazı maille geldi çok hoş çok güzel  buyurun okumaya;

       Ateşe küçük odunlar atılırsa alevler artarmış, büyük odunlar alevi
       söndürebilirmiş.
       Her küçük şey mutlaka bir ise yararmış.
       Sağanak dediğimiz, küçük damlalardan ibaretmiş.
       Ufacık bir yağmur,kocaman bir toz bulutunu yok edebilirmiş.
       Muazzam bir aydınlık, küçük bir delikten görünebilirmiş.
       Küçük bir saman çöpü, rüzgarın yönünü gösterebilirmiş.
       Bütün bir hasat,bir kıvılcım yüzünden elden gidebilirmiş..
       Büyük bir geminin batmasına, küçük bir delik yetermiş.
       Çok veren malından, az veren canından verirmiş.
       Yükte hafif olmak, pahada ağir olmaya engel değilmiş.
       Deve büyükmüş ama ot yermiş, şahin küçükmüş ama et yermiş.
       İnsan küçük bir adama iyiliği dokunduğu zaman cömertliği

       öğrenebilirmiş.
       Büyük adama iyilik ederse öğreneceği şey, ızdırap olurmuş.
       Büyük makinaları küçük çarklar çalıştırırmış.
       Büyük adamın büyüklüğü devam ediyorsa bunun sebebi; onun küçük
        adamlara gösterdiği özenmiş.

       Bazen büyük bir AŞKI başlatan, küçük bir gülümseme imiş.
       Büyük yazıları yazmak için küçük noktalar, virgüller gerekirmiş.
       Simite lezzetini veren küçük bir susam tanesi imis.
       Ulu bir çınarın veremediği kokuyu,küçük bir papatya verebilirmiş.
       Büyük paralara alınan hediyelerin sağlamadığı mutluluğu, küçük bir

       BAKIŞ sağlayabilirmiş.
       Küçük sevinçleri bilmeyenler, büyük keyifler yaşayamazmış.
       Öyleyse 'küçük' deyip geçmeden önce, ne kadar 'büyük' sonuçlara

       varabileceğini düşünelim. Küçük bir damlayı, bir gülümsemeyi,
       noktayı, virgülü, bir ağacın dibinde biten gülü, bir susam tanesini,
       sevgilinin sesini hafife almayalım.. Küçük dediklerimizin aslında ne kadar
       büyük olabileceklerini, onların yokluğunu beklemeden fark edelim.
       Çünkü yanımızdayken değerini bilmediğimizi, bildiğimizde
       bulamayabiliriz.
       Çıkınınızda; küçük bir gülümseme, bir yağmur damlası, bir

       papatyanın kokusu, üç noktanız, unutulmaz küçük bir aniniz hep
       olsun. Küçük de olsa varsın olsun. Çünkü o küçük çıkınlar nasılsa
       bir gün, büyük denkler olacaktır. 
        Yeter ki, sabretmeyi ve
       biriktirmeyi bilelim küçük küçük....
Not:Alıntı kimin olduğunu bilen varsa lütfen bir yorumla isim bırakırsa düzeltirim baktım ama net bir şey bulamadım.