28 Ekim 2008 Salı

BLOGLAR AÇILDIIIIII :=)

Fazla bir şey demeden, müjdeyi ben 10marifetteki arkadaşlardan aldım.Bloglar açılmış hadi gözümüz aydın olsun.Herkese kolay gelsin.Bayram hediyesi gibi oldu..:=)

CUMHURİYET BAYRAMI

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN.

ATATÜRK'ÜN 10.YIL NUTKU

Türk Milleti!
Kurtuluş Savaşına başladığımızın onbeşinci yılındayız. Bugün
Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.
Kutlu olsun!
Bu anda, büyük Türk milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne
kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.
Yurttaşlarım!
Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk
kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir.
Bundaki muvaffakiyeti, Türk Milletinin ve onun değerli ordusunun bir
ve beraber olarak, azimkarane yürümesine borçluyuz.
Fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz, Çünkü, daha çok ve daha
büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz.
Yurdumuzu, dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine
çıkaracağız. Milletimizi, en geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip
kılacağiz. Milli kültürümüzü, muasir medeniyet seviyesinin üstüne
çıkaracağız.
Bunun için, bizce zaman ölçüsü, geçmis asırların gevşetici zihniyetine
göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir.
Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız, daha az zamanda daha
büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem
yoktur.
Çünkü,Türk milletinin karakteri yüksektir; Türk milleti
çalışkandır;Türk milleti zekidir. Çünkü, Türk milleti milli birlik ve
beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin,
yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında
tuttuğu meşale, müspet ilimdir.
Şunu da ehemmiyetle tebaruz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti
olanTürk milletinin tarihi bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda
yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini,
yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara
sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve
tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.
Türk milletine çok yakışan bu ülkü, onu, bütün beşeriyette, hakiki
huzurun temini yolunda, kendine düşen medeni vazifeyi yapmakta
muvaffak kılacaktır.
Büyük Türk milleti!
On beş yıldan beri, giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vadeden çok sözlerimi
işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiç birinde milletimin hakkımdaki
itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadim.
Bugün, aynı iman ve katiyetle söylüyorum ki, milli ülküye, tam bir
bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu,
bütün medeni alem az zamanda bir kere daha tanıyacaktır. Asla
şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük
medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafi ile, atının yüksek medeniyet
ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktir.
Türk milleti!
Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha
büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden
dilerim.
Ne mutlu Türküm diyene!

Ankara, 29 Ekim 1933


ANITKABİR'DE DOLAŞMAYA NE DERSİNİZ.
http://www.360tr.com/anitkabir/

20 Ekim 2008 Pazartesi

BLOG ARKADAŞLIĞI ÖDÜLÜ



Sevgili GeCe beni uluslararası blog arkadaşlığı ödülüne layık görmüş .
Bu ne şeref efendim .
Ben de buradan ona çok teşekkür ediyorum.Sağolsun var olsun.
Ödül verenleri çok olsun inşallah diyorum.

EMİNE ERGEN'İN FOLYO TANITIM SERGİSİ













Pazar günü İSMEK'in hocalarından olan EMİNE ERGEN'in sergisindeydim.Yukarıda gördülerinizde onun eserlerinden bazıları sergi yapılan yere hepsi sığmadığı için hepsini sergileyememiş.Ellerine sağlık diyorum...

16 Ekim 2008 Perşembe

DENİZ TAŞLARI

Aslında bu tepsim daha önce yapmış olduğum mavi tepsimle hemen hemen aynı.Bunu sipariş üzerine yaptım yalnız mutfaklarıyla uyumlu olsun diye kenarlarını mor istediler.Güzel durur mu acaba diye çok düşündüm.Elimde fazla deniz taşıda kalmamıştı.Bu deniz taşları nerede satılır edilir diye o kadar çok kafa patlattım ki en sonunda benim canım eşim dayanamamış bir gün gidip yerini bulmuş.Bu siparişide alınca gel sen kendin beğen al deyip beni oraya götürdü.Sen şimdi ordakileri görünce hiç bir şey seçemezsin diyede bir taş attı.Biraz kararsızımdırda .Neyse çocuklarla gittik.Aman Allahım ne kadar güzel taşlar var.Hangi birine bakıp alacağımı şaşırdım.Bir bay ile bir de bayan vardı çalışan.Bizim çocuklarda tabii ki görünce durur mu bir o taşları bir öteki taşları ellemekten bi ona dur bi ötekine dur demekten zaten hiç bir şey anlamadım.Ama sağolsunlar ne demek tabii ki elleyip bakıcaklar ki öğrensinler deyip bizim çocukların tarafında yer aldılar.Ayrıca burada deniz taşlarıyla yapılmış bir sürü eşya vardı kirpiler,kaplumbağalar,saatler v.b. fotoğraf makinemi götürmediğime pişman oldum.Ama kaplumbağadan yaptım onuda çekip koyucam.Bir dahakine kesin fotoğraf makinem yanımda olacak ama...
Neyse ben orada mor tepsiye uygun mor taşlarda bulunca hıh tamam tepsi tam uyumlu olcak dedim.Ve ortaya yukarıda ki mor tepsi çıktı.

Bu yazıyı yazmamdaki asıl amaç deniz taşlarıyla bir şeyler yapan ya da yapmak isteyen ve İstanbul'da bulunan ya da arada uğrayanlar için gidip alabilecekleri bir yer göstermekti.Bence çocuklarınızıda götürün o muhteşem yaratıkları sizinle birlikte onlarda görsünler.Taşlara kendimi o kadar çok kaptırdım ki dükkanın ismini almayı unutmuşum.Yeri belli TAHTAKALE 'de ŞARK HAN oraya giriyorsunuz ve asansörle 2.kata çıkıyorsunuz biraz etrafa göz atınca mutlaka yapılmış olanları görüp yerini bulursunuz.Kilo ile satıyorlar.Ben bu yeri bulmadan önce tam tamına 15-20 tane minik deniz taşına etmeyecek bi para verince içime oturmuştu.O yüzden ,böyle bir yer bulursam kesin yazıcam demiştim ondan bu yazıyı yazdım bunuda ayrıca belirtirim.
gece'nin blogunda deniz yıldızı nasıl yürür adlı bir video vardı.Orada, videoda izlediğim deniz yıldızlarından gördüm kocaman ve de bazıları tam adım atmış haliyle kalmış izlediğim video geldi aklıma çok ilginçti.Herkese kolay gelsin.


15 Ekim 2008 Çarşamba

YILLAR ÖNCE YAPTIĞIM TEPSİM

Yıllar önce yapıp hediye etttiğim bir tepsim.Bayramda hediye ettiğim yere gidince çektim fotoğrafını.Bu resmi görünce çok hoşuma gitmişti elimde de bir tepsi vardı.En iyisi ben bunu kaybolmayacak hale getireyim dedim ve transfer yaptım. Beğendiğiniz bir resmin fotokopisini alıpm üstüne transfer tutkalını sürüyorsunuz daha sonra kurumasını bekliyorsunuz kuruduktan sonra ıslak bir süngerle ya da hafif ıslattıktan sonra el yardımıyla yavaş yavaş fazla bastırmadan
üstteki kağıdı çıkarıyorsunuz.Kenarlarınıda istediğiniz uygun olabileceğini düşündüğünüz bir renkle birleştiriyorsunuz.Üstünede elli kat verniği döktünüz mü cam gibi oluyor.

BİR KÜPÜN HİKAYESİ



Tv de programlar vardır ya hani kadını alırlar bir güzel boyarlar ederler sonrada önceki hali sonraki hali diye gösterirler benim küpünde işte önceki ve sonraki hali Her son yeni bir başlangıçtır bitti dediğimiz yerden herşey yeniden başlar.
İşte bir küpün hikayesi
Bu küpü babam bir yerde bulmuş kırık dökük virane bir halde eve getirmiş.Küpü görünce hemen küpe el koydum yani yapmak için el koydum.İlk önce bi güzel üstündeki siyah boyayı kazıdım yıkadım. Kırık ve çatlak yerlerini alçı ile elimden geldiğince onardım.Çok çatlağı olduğu içinde fazla uğraşmak istemedim daha kötü olmasın diye.Sonra elimde kalan son bordo boya ile boyadım.Aslında niyetim ,bu gerçekten çatlak olan küpü bi ben de ben çatlatacaktım ama o kadar araştırma yapmama rağmen bir şey elde edemediğimden sadece çatlatma tutkalını sürmekle yetindim.Yani çatlatma için zemini hazırladım ama gerisi bir türlü gelmedi ne kadar beceriksizim. Yanarım yanarım geçen sene hocamız çatlatma yaparken sadece öyle hayran hayran izleyişime yanarım.Yapıcı gözle izlesene neyse ders olsun bana.Neyse sonra folyodan çiçekler yaptım çeşitli yerlerine yapıştırdım.Aralarından da boyutlu boya ile çizgiler çizdim.Vernikledim ve babamla beraber Zonguldak'a yolladım.İçinede birkaç kuru çiçek güzel durur diye düşünüyorum.