şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2019 Çarşamba

Dondurma Çubuklarından 4

Merhaba,

Dondurma çubuklarını boyamaya bayılıyorum.Onlar benim küçük tuvallerim,onlara  kompozisyonlar oluşturmak, çok zevkli. Farklı yerlerdeki şeyleri bir araya getirip birbirini tamamlamalarını sağlamak, renklendirmek  insanın kendini unutması için birebir. Bundan güzel terapi olabilir mi :))


 Pencere, en iyisi pencere ;
Geçen kuşları görürsün hiç olmazsa,
Dört duvarı göreceğine 
Orhan Veli




Sunay Akın'la bisiklet üzerine yapılmış çok güzel bir söyleşi okudum,okumak isteyenler için bırakıyorum.


Daha önce Dondurma Çubukları üzerine  yaptığım diğer çalışmalar

Dondurma Çubuklarından 1

Dondurma Çubuklarından 2

Dondurma Çubuklarından 3
SEVgiler

19 Şubat 2019 Salı

Deniz , Kız Kulesi , Martılar





Merhaba 
Kız Kulesi'ne hiç gitmemiştik. Çocuklar görmek  isteyince yarıyıl tatilinde gidelim dedik ve bize de  görmek nasip oldu böylece.
Kız Kulesi denilince akla efsaneler , çekilmiş harika fotoğraflar , şiirler ve daha neler neler gelir... Benim aklıma bunlarla beraber Sunay Akın'da gelir. Onun için orası Şiir Cumhuriyeti'dir. Kız Kulesi için yazdığı şiirlerden biride şu harika şiirdir. 
....
Çocuğunu asma köprüde sallayan 
bir annedir İstanbul
ki onun
içi süt dolu 
biberonudur Kız Kulesi
soğusun diye suya tutulan
 Sunay Akın

Nasıl güzel benzetmeler yapmış. 
Kız Kulesi olmasaymış sanatın her dalı biraz eksik kalacakmış gibi geliyor bana , konu olduğu her şeyi düşününce.
















Can Yücel'in deyişiyle ''Denizin sokak çocuklarıdır martılar''




































Her tarafı büyüye boyanmış bir İstanbul
Martılar uçuyor kalbimin denizinde 
Mehmet Nedim Bilgiç


.......
İstanbul deyince aklıma martı gelir
Yarısı gümüş yarısı köpük
Yarısı balık yarısı kuş 
İstanbul deyince aklıma bir masal gelir
Bir varmış bir yokmuş
Bedri Rahmi Eyüboğlu


SEVgiler


13 Nisan 2011 Çarşamba

Yaşamın Gözlerin Kadar Güzel Olsun ve Serenad



Söz Müzik Vedat Sakman, harika bir parça eşliğinde harika bir şiir.


SERENAD
Yeşil pencerenden bir gül at bana,
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
Ben aşkımla bahar getirdim sana;
Tozlu yollarından geçtiğim uzak
İklimden şarkılar getirdim sana.

Şeffaf damlalarla titreyen, ağır
Koncanın altında bükülmüş her sak.
Seninçin dallardan süzülen ıtır,
Seninçin karanfil, yasemin zambak...

Bir kuş sesi gelir dudaklarından;
Gözlerin, gönlümde açan nergisler.
Düşen öpüşlerdir dudaklarından
Mor akasyalarda ürperen seher.

Pencerenden bir gül attığın zaman
Işıkla dolacak kalbimin içi.
Geçiyorum mevsim gibi kapından
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

Ahmet Muhip DRANAS

6 Nisan 2011 Çarşamba

Pencereni aç,nefes al derin derin


Pencereni aç, nefes al derin derin..
Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin
Kedi... gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
Bak güzelim kahvaltının keyfine..
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al..
Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak..
Günün güzeldi değil mi?
Akşamın da güzel olsun..
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi
tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun..
Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Can YÜCEL


SEVGİLER

28 Ocak 2011 Cuma

İYİ TATİLLER ÇOCUKLAR

     Ateş ölç, ateş düşür, yüz yıka gece uykusuz geçti.Bir de o sayıklamalar gözleri açık ama ateşten dolayı saçmalamalar aklı başına gelsin diye sorular sormalar doğru yanıtı alasıya kadar üstelemeler espiri yapıp güldürmeler yani gece çok yoğun geçti.Şimdi daha iyi kaç arkadaşla konuştuysam hemen hemen aynı durum yaşanıyor evlerde.Büyük oğlum bu yüzden karne almaya gidemedi biz küçükle gidip karnelerimizi aldık..
 Pastalar yenildi, karneler alındı, üstüne fotoğrafları basılı kupalar alındı,öğretmenlerinin hediye ettiği sweatshirtleri alındı, iyi tatiller dilenip evin yolu tutuldu.

   Mertimin karnesini ve kitabını biz verdik gidemediğinden dolayı.Şimdi iyi ,sevindikleri şey şu oldu dün ,Hürriyet Çocuk Kulübünün hediye davetiyesine başvurmuşlardı.Dün hem Ogün için hem Mert için aradılar ve cumartesi günü Mickey'nin Müzik Festivali'ne davetiye kazandıklarını öğrendiler çok gitmek istiyorlardı ama biletler çok pahalı olduğu için böyle bir şansımız yoktu.Demek ki gerçekten çok istemişler ki davetiye kazanmışlar yarına kadar iyi etmem gerekiyor ki zevkle izleyebilsinler.Tam bir karne hediyesi oldu onlara.Çokta sevindiler.

   Küçük oğlumun ilk karnesi ana sınıfının birici dönemini bitirdik.''Çocuk Yaşadığını Öğrenir'' ana sınıfımızın karnesinde yazıyor.Çok güzel bir yazı,öğreti,saptama ,nasihat artık ne dersek diyelim hepsi uyar.

Çocuk Yaşadığını Öğrenir
Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse,
"Kınama ve ayıplamayı öğrenir"
Eğer bir çocuk kin ortamında büyümüşse,
"Kavga etmeyi öğrenir"
Eğer bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa,
"Sıkılıp utanmayı öğrenir"
Eğer bir çocuk sürekli utanç duygusuyla eğitilmişse,
"Kendini suçlamayı öğrenir"
Eğer bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse,
"Sabırlı olmayı öğrenir"
Eğer bir çocuk desteklenip, yüreklendirilmişse,
"Kendine güven duymayı öğrenir"
Eğer bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse,
"Takdir etmeyi öğrenir"
Eğer bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse,
"Adil olmayı öğrenir"
Eğer bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse,
"İnançlı olmayı öğrenir"
Eğer bir çocuk kabul ve onay görmüşse,
"Kendini sevmeyi öğrenir"
Eğer bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse,
"Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir"
Yazan : D.Nolte, 1975
Çeviren : D.Cüceloğlu
 Diğer güzel şiirlerde netten bulundu ve buraya konuldu

Çocuğumuza,
Sürekli meşguldüm o kadar sene
Seninle doyasıya oynayamadım.
Sen beni çağırdın gel oyna diye,
Ben bir türlü zaman ayıramadım.
Giydirdim, doyurdum, seni kolladım,
Sadece bunları yeterli sandım,
Bana oyuncağını getirdiğinde,
Ben seni çoğu kez, başımdan savdım.
Yatağa yatırır seni okşardım,
Sen uyur uyumaz hemen çıkardım.
Şimdi o günleri çok özlüyorum,
Keşke bir dakika fazla kalsaydım.
Hayat ne kadar kısa, yıllar ne çabuk,
Ne zaman büyüdü bu küçük çocuk,
ona dokunmak için uzandığımda,
Ellerim boş kalır yüreğim buruk.
Artık ne resimler, ne de oyunlar
Ne "İyi geceler", ne sarılmalar,
Hepsi çok geride, ulaşmak zor,
Yaşanmadı sanki o güzel yıllar.
Artık hiç işim yok, yapayalnızım.
Günlerim çok uzun üstelik bomboş
Keşke istediklerini bir bir yapsaydım
Küçük arzuların şimdi çok şirin, çok hoş.
Alice Chase


Ektiğinizi Biçersiniz
Daha küçükken çocuğa istediği her şeyi vermeye başlayın! Bu şekilde o, herkesin onun geçimini sağlamak zorunda olduğuna inanacaktır.

Kötü sözler söylediği zaman gülün! Böylece o kendisinin akıllı olduğuna inanacaktır.

Ona düşünmeyi ve beynini kullanmayı hiç öğretmeyin! 21 yaşına gelince kendi kararlarını, kendisi versin diye bekleyin!

Yerde bıraktığı her şeyi kaldırın; kitaplarını, ayakkabılarını, kıyafetlerini, onun için her şeyi siz yapın ki; o bütün sorumluluklarını başkalarına yüklemeye alışsın!

Onun gözünün önünde kavga edin ki; bu sayede aile bir gün parçalanırsa çok fazla üzülmesin.
Ona istediği kadar harçlık verin ki; hiçbir zaman kendi parasını kazanmanın ne olduğunu öğrenmesin.

Yiyecek, giyecek ve konforla ilgili bütün arzularını yerine getirin ki; istediklerine ulaşmak için çalışmak gerektiğini öğrenmesin.

Komşulara, öğretmenlere, polislere karşı daima onun tarafını tutun ki, onların hepsine karşı peşin hükümleri oluşsun.

Bütün bunları ve benzerlerini yaparak yetiştirdiğiniz çocuğunuz bir gün suç islerse, kendisinden özür dileyin!

Ama onu felaket dolu bir hayata hazırladığınız için kendinize teşekkür etmeyi ihmal etmeyin!!


Keyifli tatiller tüm çocuklara
SEVGİLER

5 Kasım 2010 Cuma

''Öğrendim ki''

Öğrendim ki...
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.
Öğrendim ki...
Güveni geliştirmek yıllar alıyor, Yıkmak bir dakika.
Öğrendim ki...
Hayatında nelere sahip olduğun değil kiminle olduğun önemli.
Öğrendim ki...
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil ,Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.
Öğrendim ki...

İnsanlarin başına ne geldigi değil ,O durumda ne yaptıkları önemli.
Öğrendim ki...
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle ,Her işin iki yüzü var.
Öğrendim ki...
Olmak istedigim insan olabilmem çok vakit alıyor.
Öğrendim ki...
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.
Öğrendim ki...
'Bittim' dediğin andan itibaren pilinin bitmesine daha cok var.
Öğrendim ki...
Bazı insanlar sizi çok seviyor ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.
Öğrendim ki...
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz ,Bazıları hiç karşılık vermiyor.
Öğrendim ki...
En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.
Öğrendim ki...
Düştüğün anda seni tekmeleyecegini düşündüklerinden bazıları kaldırmak için elini uzatır.
Öğrendim ki...İki insan aynı şeye bakıp tamamen farklı şeyler görebilir.
Öğrendim ki...
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatir.
Öğrendim ki...
Duvarda asılı diplomalar İnsanı insan yapmaya yetmez.
Öğrendim ki...
Aşk kelimesi ne kadar cok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.
Öğrendim ki...
Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
Öğrendim ki...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gercek aşkların da!
Öğrendim ki...
Ne kadar yakin olursa olsunlar. En iyi arkadaslar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.
Öğrendim ki...
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini de affedebilmesi gerekiyor.
Öğrendim ki...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın ,dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Öğrendim ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.

ATAOL BEHRAMOĞLU


 İnsan arada unutuyor be


SEVGİLER

13 Eylül 2010 Pazartesi

AYNI ŞEYİ GÖREMEMEK


Söylenmiş güzel sözler ve şiirler varken başka söze ne hacet

HAYAT...
Gidene kal demeyeceksin. ..
Gidene kal demek zavallılara,
Kalana git demek terbiyesizlere,
Dönmeyene dön demek acizlere,
Hak edene git demek asillere yaraşır.
Kimseye hak etmediğinden fazla değer verme,yoksa... değersiz hep sen olursun...

Düşün...
Kim üzebilir seni, senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu, sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır, sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter...Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme,
tükettirme içindeki yaşam sevgisini...
Ya çare sizsiniz,ya da çaresizsiniz.
Öyle bir hayat yaşadım ki
cenneti de gördüm, cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki
tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
kendimi bir sahnede buldum, Oynadım.
Öyle bir rol vermişlerdi ki
okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazan evimde,
hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki söz ver kendine;
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsani önce sevmeyi bileceksin,Uçmayı biliyorsan, düşmeyi de bileceksin,
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredeceksin.
Öyle hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım.
Öyle değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundan.

"Allah , iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır"
"Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Allah'ı kullanırlar. "
Giordano Bruno

Nerden Bulursa Bulsun

ABD Başkanı, İngiltere Başbakanı ve Türkiye Başbakanı bir gün bir toplantıda bir araya gelmişler.

Tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mı gazeteciler? Önce ABD başkanına sormuşlar:

- ABD´de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para veriyorsunuz?

Başkan cevap vermiş:

- Valla ben memura en az 2000 dolar veririm. 1000 doları ile geçinirler. Geri kalan 1000 doları ne yaparlar, nerede harcarlar, hiç sormam.

Gazeteciler aynı soruyu İngiltere başbakanına da sormuşlar. O da cevap vermiş:

- Ben, memuruma ortalama 3000 sterlin veririm. Geçinmesi için 2000 sterlin yeterli. Artan 1000 sterlini ne yapar, nerede harcarlar, sormam, beni hiç ilgilendirmez.

Her ikisinden bu cevapları alan gazeteciler, aynı soruyu bizim başbakana da sormuşlar.

- Valla, demiş bizimki, Türkiye´de bir memurun geçinebilmesi için en az 1 milyar lira lazım. Ama ben taş çatlasın 400 milyon lira veriyorum. Geri kalan 600 milyonu nereden bulurlar, nasıl geçinirler hiç sormam.

SEVGİLER

27 Mayıs 2010 Perşembe

SUNAY AKIN'DAN


Bu arada bunun üstüne bu güzel mail geldi.Karınca deyince hep o hikaye hatırlanır ya Ağustos Böceği ve Karınca.
Sunay Akın'ı ve anlattığı o harika güzellikleri dinlemeyen dinleyipte hayran olmayan var mı bilmiyorum.Sunay Akın benim için dinlemekten son derece keyif aldığım hemşehrim(BEN TRABZONGULDAKLIYIM :)) olduğu için kendimi acayip mutlu hissettiğim harika bir insan.
Neyse efendim okumayacak olsa da kendisine buradan sevgilerimi iletip bana gelen bu yazıyı ve yine Sunay Akın'dan bir kaç şiirle yazımı tamamlayayım.
SUNAY AKIN’DAN
cid:8C4BB893D5EA44F0832E17D909F3837E@nurhan
Şu hikayeye bir de konu başlığı gibi bakın bakalım…
Bir ağustos böceği doğmadan önce toprağın altındaki bir lavrada ortalama
olarak 12 yıl bekler.
Evet, tam 12 yıl. 12 yıllık hapislikten sonra
dünyaya gelen garibanın ömrü
adında yazılıdır: Ağustos.
Yani topu topu bir ay… Şarkı söyleyen yalnızca erkek ağustos böceğidir.
Çünkü dişi, en
güzel şarkıyı söyleyeni kendine eş seçecek ve çiftleşecektir.
Düşünsenize, 12 yıl toprağın altında bekle, dışarı çık. Ömrün bir ay…
Buldun, buldun… Bulamadın, bir daha yok. Siz olsanız çalışır mıydınız?

Sunay AKIN.....

Dudak Payı
Çay bardağında
Bırakılan dudak payı
Kadar bile
Uzak kalamam
Gözlerine

Yakın olsun isterim
Ellerime ellerin
Yanındaki beton binaya
Yaslanması gibi
Köhne bir evin

Seni bir çivi
Gibi çaktım
Çünkü beynime
Ve toplayıp
Bütün kerpetenleri
Attım denize

Sunay Akın
Çekmece
Büyüklerle ben yapamıyorum
çocuklar da almıyor beni
oyunlarına

devlet dairesinde
yangından kurtarılmayacak
sıkışmış bir çekmece gibiyim
açılamıyorum sana

Kardeşiyle sokaklarda hep
bir örnek giydirilen sen
nasıl sevmezsin eşitliği
yürürken düşen çoraplarını
aynı hizaya getirmek için
annen değil miydi önünde diz çöken

Öpüşme sahnesinin tam ortasında
içeri girdiğin yazlık sinemanın
yer göstericisiyim
yürüyorsun fenerimin ışığında
yer: Kız Kulesi
ve sonu ayrılıkla bitecek
hüzünlü bir aşk filmini oynuyor
beyaz duvarında

Bir kez olsun çıkmazken ağzından
seni sevdiğimi
her gün söylememi yadırgama
bil ki bu şehirde
iskelenin verilmesini
beklemeden atlarım vapurlara

Son karesi gibi Red Kit'in
batan güneşe doğru
sürerken atımı
gitme kal demeni bekliyorum
ama yalnızca
rüzgar çekiştiriyor atkımı

Sunay Akın

Naftalin
Eksik olan
bir yanı vardı aşkımızın
bir filminde
üç beş figüran dövüp
ata binmemesi
gibi cüneyt arkın'ın

Haberin olsun
vermedim eskiciye
yırtık ayakkabılarımı
nasıl ayrılırım ki onlardan
kapınızın önünde
az mı çıkarıp
giymiştim

Naftalinledim bende kalan yün kazağını
söylemiş miydim size
naftalin
ki güvelere karşı kullandığı
kimyasal silahıdır
anıların
Sunay Akın
Sana Yakın
Bir dostun sıcaklığına
öylesine
yaslamak istiyorum ki başımı
ya omuzunu uzat sevgilim
ya da telleri kopuk
bir kemanı

Kanadının altına sığınacak
bir kuş arayan
eskimiş saçak gibiyim sensiz
ya da bütün balinaların
kıyıya vurup
intihar ettiği
bir deniz

Bir hitit çanağıyım
toprağa gömülü
ve sen
ilk kazısını yapan
bir arkeolog ürkekliğiyle
ellerinin arasına
al beni

Tek dileğimdir çünkü benim
sana yakın bir sunay akın
Sunay Akın

SEVGİLER

10 Şubat 2010 Çarşamba

''TAM ZAMANINDA YAŞAMAK'' VE ''FİKRİMİN İNCE GÜLÜ ''



TAM ZAMANINDA YAŞAMAK

Yemek de boş içmek de,
Hatta yeri gelmeden sevişmek de.
Tam zamanında öpmelisin mesela güzel gözlünü,
Tam zamanında söylemelisin sevdiğini
Gözlerinin içine baka baka.
Bisikletinin gidonunu
Tam zamanında çevirmelisin
Düşmemek için.
Tam zamanında frene basmalı,
Tam zamanında yola koyulmalısın.
Tam zamanında okşamalısın başını
O üzüm gözlü çocuğun
Hıçkırıklar tam dizilmişken boğazına,
Tam ağlamak üzereyken.
Tam zamanında koymalısın elini omzuna
En sevdiğin dostunun babası öldüğünde.
Tam zamanında tutmalısın düşerken
Üç yaşındaki sehpaya tutunan çocuk.
Tam zamanında acımalı yüreğin
Afyon'da Hasan Ağabey' in evi yıkılınca başına
Evsiz kalınca çoluk çocuk
Ki uzatasın elini bir parça.
Tam zamanında açmalısın kapını
Hayatına girmek isteyenlere.
Tam zamanında çıkarmalısın
Sevginden şımarmaya başlayanları.
Tam zamanında affetmelisin kardeşini
Biliyorsan yüreğinde kötülük olmadığını
Seni gecenin üçünde arayıp da
Kafasının iyi olduğunu söylediğinde.
Tam zamanında öğretmelisin oğluna
Gerekiyorsa yumruk atmayı
Tam burnunun üstüne
Tiksinmeden pisliğinden,
Yukarı mahallenin sümüklü bebesi
Misketlerini zorla almaya çalışırsa.
Tam zamanında bağırmalısın
Acıyınca bir yerin.
Tam zamanında gülmelisin
Kemal Sunal küfür edince filmin bir yerinde.
Tam zamanında yatmalısın
Yola çıkacaksan ertesi gün
Ve arabayı kullanan sensen
Sana emanetse çoluk çocuk
Ve kendin.
Tam zamanında bırakmalısın içmeyi
Son kadeh bozacaksa seni
Ve üzeceksen birilerini
Ertesi gün hatırlamayacaksan.
Tam zamanında ayrılmalısın misafirliklerden.
Tam zamanında konuşmalı
Tam zamanında şarkı söylemeli
Tam zamanında susmalısın.
Tam zamanında terk etmelisin gerekiyorsa
Annenin babanın evini,
Tam zamanında başka bir şehre gidip
Ayaklarının üzerinde durmaya çalışmalısın.
Tam zamanında dönmelisin memleketine.
Tam zamanında için titremeli,
Tam zamanında aşık olmalı
Deli gibi sevmelisin güzel gözlünü.
Tam zamanında toplamalısın oltanı
Belki de seni şampiyon yapacak
En büyük balığı kaçırmadan.
Tam zamanında yaşlandığını hissetmeli
Tam zamanında ölmelisin
Iskalamak istemiyorsan hayatı.
Haydi şimdi kalk bakalım
Silkin şöyle bir
At üzerinden hayatın yorgunluğunu,
Vakit zannettiğinden daha az
Haydi kalk bakalım,

Şimdi
YAŞAMAK ZAMANI.....

Can YÜCEL




4 Temmuz 2009 Cumartesi

HERŞEY SENDE GİZLİ


Her Şey Sen de GizliYerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

Can Yücel




Nur içinde yat.

3 Haziran 2009 Çarşamba

HERKESE MUTLU BİR GÜN DİLİYORUM :)

Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin...
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin...
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,
Bak güzelim kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin..
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine,
Seni mutlu eden sesi duymak için "alo "de
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla ,köpek görürsen okşa ,çocuk görürsen yanağından makas al.
Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı,
hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak.Günün güzeldi değil mi?
Akşamın da güzel olsun..
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,
eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbetin yemeğin, kahkahan olsun..
Arkadaşım,hayat bu daha ne olsun?

Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Can Yücel