9 Mayıs 2011 Pazartesi

Halkalı Folyo Sergisinden Eserler

Bu şaheserler Halkalı'da bugün açılan folyo sergisinden.Eğer imkanı olupta yakından görmek isteyenler olursa Halkalı'da ki Kültür Merkezine uğrayabilirler ,dört gün sürecek yani perşembe günü son gün.
Bu aslında Halkalı grubunun sergisi ama benim de sergide Kelebekli Tablom ve Kaftanım bulunuyor.




















































Tüm arkadaşların ellerine kollarına yüreklerine sağlık.En başta da Rabia Hocamızın.


Hayatınızda herşey iyi ve güzel olsun.
SEVGİLER

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Haşmetli Padişahımın Haşmetli Folyo Kaftanı

Merhaba
   Daha önce çalışılmamış bir şeyi çalışmak işi bir kaç kat daha zorlaştırıyor.Geçen sene sergide kaftanları görünce ben de bu sene kaftan yapmaya niyetlendim.Ama imkanlarım dahilinde arama çalışmalarım hemen sonuç vermedi.Bundan bir iki ay önce en nihayetinde bir kaftan buldum ve hemen atladım tabii ki.Ay nasıl sevinmiştim kaftan buldum diye ... 
   Ama bulduğum kaftan çerçeve yapılacak cinsten değil de  süs eşyası olarak kullanılacak cinstendi.Ama olsun hevesim kırılmadı.
   Rabia Hocamla kitaptan bir desen bulduk kaftanın ön tarafının sol yarısının kalıbını aldım deseni kalıba oturttum.Böyle zevkli başladı.Ön iki parçayı çizdim tıkladım tekrar üstünden gittim kabarttım indirdim alçıladım kenara kaldırdım sonra geldi sıra arka tarafa arkayıda ön tarafın desenlerini birleştirerek çalıştım o da aynı aşamalardan geçti.
   Ay yazarken pek kısa sürüyor ama uygularken yap yap bitmiyor.Neyse arkayı da tamamladım sıra geldi yan taraflara oraya deseni oturtup folyoya çizdim ama kol kısmı filan işin içine girince bayağı zorlandım.O kadar ki artık severek aldığım kaftandan nefret etmeye Allahım bitecekse bitsin bitmeyecekse kaldırıp atıcam artık demeye başladım.Görmek istemiyordum artık.Bu kaftanı yapasıya kadar dört beş tane tablo çıkarırdım kesin.Zira onunla beraber birkaç işte bitirdim.
   En son perşembe günü artık kenara kaldırdığım kaftan folyolarımı çıkarıp mürekkepleyip vernikledim.Cuma günü alıp kursun yolunu tuttum.Her zaman ki gibi ilk ben sonrada başkanımız Ayten abla geldi.Cuma sabahları kalabalık olmuyoruz ve herşey çok güzel oluyor.Rabia Hocamızda yorgunluktan bitap düşmüş bir şekilde geldi.Çünkü Halkalı'da sergi var ve oraya hazırlık yapıyor.
   Neyse  dedim hocam bunu ya halledelim ya da atalım gitsin.Sağolsun geldi parçaları seramiğin üstüne yapıştırmaya başladı.
   Güya kalıp çıkardık tabii bizim padişah bu sürede kilo almış kaftana sığmadı yanlardan açıklık oluştu.Benim padişah yiyip içip yatmış bu sürede bir iki sefere çıksaydı böyle olmazdı.:)Ama neyse hocam usta elleriyle onu bir güzel yapıştırdı bi şekilde ayarladı.Ama tabii bu arada espiriler gırla gidiyor sabah sabah iyi oldu.Yapıştırma işi bittikten sonra zorla bulduğum tüyü de kaftanın vücuduna dolayınca hocam hep beraber koptuk.Hatta Rabia Hocam şunu bir çekeyim de kötü hissettiğim zamanlarda bakar gülerim diye kayıt altına aldı.İki aydır kabusum olan kaftan bizi epey güldürdü.Neyse tüyle de süsledik.Eve gelince de boncuklarını yapıştırdım.
   Ama korktuğum gibi olmadı çooook güzel oldu.Rabia Hocam'ın da benim de ellerimize sağlık sağolsun hep varolsun.
   Küçücük bir iş ama ne emek ne emek var şimdi gelde her gün böyle işler çıkar da yayınla imkanı var mı yok hemen bitmiyor ki uyumasan bile imkanı yok .Zira zor iş ama olsuuun biz severek yapıyoruz her ne kadar bazen bitesiye kadar daralsakta sonu güzel oluyor.
   Aman sakın  bir yerde folyodan yapılmış bir iş görünce amaaan folyoymuş deyip geçmeyin hele ki hakkı verilerek yapılmışsa işçiliği iyi ise daha iyi inceleyin bakın anlayın fiyatına pahalı demeyin.
El emeği göz nurunun tam karşılığı olan işlerden birisi folyo.
Neyse hemen hemen herşeyi anlatmışım anlatmasam valla ayıp olurdu kaftanıma :)
Sizi kaftanımın görüntüleriyle başbaşa bırakıyorum.
   Hayatınızda herşey iyi ve güzel olsun.



















SEVGİLER

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Başlığa Ne Hacet



  Kesin güneşi kaçırdılar  yerine çakma güneş koydular anlaşılmasın diye de batmasına bir iki saat kala görünüyor sonra zaten batma zamanı geliyor batıp gidiyor.Olmadı yağmur yağıyor.Tamam yağmura bir itirazım yok berekettir ama güneşi özledim.Bizzat kendisini aramızda görmek istiyoruz.
  
  Dün Gülben de Nebil Özgentürk vardı.Yaptığı belgeselleri de kendisini de severim.Bunları gençler duysun öğrensin bilsin hiç birşey bu kadar kolay değil dediği bir kaç olayı anlattı Nebil Bey.Bir tanesi şu;
   Hasan Ali Yücel'in ,Milli Eğitim Bakanı olduğu zamanlarda bir burs veriliyor ama yokluktan sadece bir öğrenciye burs verilebiliyor ve o öğrenci yurt dışına eğitime gönderiliyor.Hasan Ali Yücel'in önünde iki seçeneği var bir Can Yücel diğeri Gazi Yaşargil.Bildiğiniz gibi Can Yücel , Hasan Ali Yücel'in oğlu.Gazi Yaşargil'de bir fakirin ailenin oğlu.Hasan Ali Yücel seçimini yapıyor ve bursu Gazi Yaşargil'e veriyor.Ve onun yurt dışında burslu okumasını sağlıyor.Kendi oğluna torpil yaptı demesinler diye.
   Bu seçimden sonra Can Yücel ne yapıyor(bir tahmin), kendi harçlıklarından yurdışı eğitimi için biriktirdiği parayı arkadaşı Gazi Yaşargil'e yolluk olarak veriyor.Gönlünün yüceliğine bakar mısınız?
   Ve Gazi Yaşargil Amerikan Beyin Cerrahları Birliği tarafından “yüzyılın adamı” seçiliyor.Verdiği bursla böyle önemli bir bilim adamının yetişmesini sağladığı için Hasan Ali Yücel'e sonsuz teşekkürler.Allah nur içinde yatırsın.
Sonra biraz daha araştırdım ve neler öğrendim.
  Can Yücel'in üç çocuğu olmuş.Çocuklarından Su Yücel  ressam ,Güzel Yücel'in akademisyen olmuş.
 Ve Kanada’daki başarılı akademik çalışmalarıyla tıp dünyasında prestijli bir yere sahip olmayı başaran Prof. Dr. Yeni Hasan Yücel geçtiğimiz günlerde literatürü değiştiren bir çalışmasıyla New Yok Tıp Akademisi tarafından ödüllendirildi.(bu da üçüncü çocuk.)
  Yeni Hasan Yücel'in yurtdışında okumasına kim destek vermiş dersiniz ben Milli Eğitim Bakanlığımız demek isterdim burada ama maalesef diyemiyorum.Yeni Hasan YÜCEL'İ okutan masraflarını karşılayan Gazi Yaşargil olmuş.
  Yapılan iyilikler unutulmuyor.Yeter ki iyi yürekli insanları bulsun.
Bu güzel haberler,başarılar bizi onurlandıracak işler niye bizim televizyonlarda genişce yer almıyor anlamıyorum.Bir kendini bilmezin takside ünlü sevgilisini dövdüğünü hepimizin beynine kazımasını biliyorlar.
  Yeni Hasan Yücel'le yapılan röportajı baştan sona okumak için buraya tıklayın lütfen.


   Nebil Bey ''Bir Yudum İnsan'' belgesellerinin dvdsini korsan yayınlar yüzünden çıkarmak istemiyormuş isteyene yollayayım dedi ben istiyoruuuum.Çocuklarıma büyüyünce izletmek istiyorum.Nebil Bey Allah size uzun ömür ve sağlık versin ki daha nice güzel işler çıkarın bizler de izleyelim. Nebil'in anlamına baktım adını çok güzel taşıyor.
 nebil; (arapça) erkek ismi 1. yüksek meziyet ve onur sahibi. 2. akıllı, anlayışlı. bilgili, faziletli.
   
  Bu arada Nebil Özgentürk'ü baba olma heyecanı sarmış.Hiç bir haber umdumda değil diyor Ladin öldürülmüş bilmem ne olmuş hiçbiri dikkati mi çekmiyor diyor.
  22 yaşına yurtdışında okuyan ikizleri var.Onların nasıl büyüdüğünü hatırlamıyor çünkü doğduklarında meslek hayatının  başlarında ve sürekli haberden habere koşuyor.Şimdi çocuğun tadını çıkarmak istiyormuş.
   Ne kadar güzel tabii ki çıkarsın Allah uzun ömürler versin üç çocuğuna da kendisine de.Tüm güzellikleri yaşasınlar sonuna kadar Allah mutlu etsin.

  Hayatınızda her şey güzel olsun...
SEVGİLER