8 Ekim 2013 Salı
Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır
Daha önceden de Ahmet Şerif izgören'in üç kitabını okumuş ve bu kitaplardan bahsetmiştim.Okumayı istediğim diğer kitaplarını bir türlü alıp okuyamamıştım.Kitap okumak ister misiniz? sitesini keşfedince kim istemez ki dedim kendi kendime :) Ve hemen bir ileti yolladım yine aynı yazarın başka bir kitabını istedim ama o kitabın o anda ellerinde olmadığını başka bir kitabını istersem yollayabileceklerini bildirdiler ben de tabi ki seve seve fark etmez onu da sonrakine isterim dedim. Sağ olsunlar kitabı yolladılar ve 3 saat için de kitap bitti akşamda eşim ,sonra da Mert okudu. Bir an önce geri yollayıp başka kitaplar istemem lazım.
Kitap okumak ister misiniz?'in sitesine buradan ulaşabilirsiniz.
Bu kitabı okudum ,yollayacağım ama en kısa sürede kitaplığıma eklemem gereken bir kitap olduğuna karar verdim.Alınca bir kaç kez daha okuyabilirim yani.
Diğer kitaplarını okurken olduğu gibi bu kitapta da sulu gözlerim duramadı.
Ne yazılır nasıl anlatılır bilemiyorum ama bence en güzeli alıp okumak.Ahmet Şerif İzgören'in kendinden verdiği örnekler, anlattığı hikayeler mutlaka okunmalı ve kitaplığınızda bulunmalı.
İşte kitaptan bana kalanlardan birazı :)
Yazmanın sadece bildiklerimizi aktarmamızı sağlamayıp ayrıca kafamızda uçuşan fikirleri somuta indirgememizi sağladığı ayrıca bunu yaparken çokça da öğrenebileceğimiz.Zira bu kitabı yazarken bu söz geçerli olmuş :)
Bu kitabı yazma nedenlerini sıralarken sıraladığı gerçeklerin içimi üşütüp , hüzün kaplattığı...
''Alice Harikalar Diyarında''kitabının bildiğimizin aksine bir çocuk kitabı olmadığı bir matematik profesörü ve aynı zamanda bir rahip olan yazarın dönemin İngiltere'sini eleştirmek için yazdığı.
Nereye gideceğini bilmeyenin hangi yoldan gittiğinin hiçbir öneminin olmadığı
Ben kimim? sorusunun ve buna verilecek cevabın ne kadar değerli olduğu .
''Kim olduğunu bilirsen ,gideceğin yer değiştiğinde ortada dımdızlak kalmazsın ve nereye gideceğini daha iyi belirlersin.'' açıklamasının bu değeri daha da arttırdığı.
İlerlemenin önündeki en önemli engelin kendimiz ve alışkanlıklarımız olduğu
Yummamız gerekenin gözümüz değil ağzımız olduğu !Dinlemek dinlemek dinlemek...
Çocuklarımıza vermemiz gereken şeyin yüz değil kulak olduğu!
Çocuklarımıza kazandırmamız gereken şeyin meslek değil mücadele ruhu olduğu yoksa en parlak mesleğe sahip olsada bir süre sonra karşısına çıkan zorluklardan yılacağı!
1019. lokanta :) 1019. denemenin önemi
Bill Gates'in '' Hayatta karşınıza çıkan fırsatları değerlendirmeyin,sadece iyi olduğunuz konuda çalışın'' sözü ve bu sözün bize ne kadar uzak olduğu.
Kendi hayatına mal olacağını düşünsede yine de kardeşine kanını veren çocuğun sevgisi!
Her engelin,hayat koşullarımızı iyileştirecek bir fırsat olduğu!
Önce kabul etmemiz gereken şeyin hayatın adil olmadığı .İşine akıl erdirebildiğiniz bir Tanrı,Tanrı değildir sözü.
İşini severek yapmanın ya da seveceğin bir işi yapmanın ayrıcalığı.
Yurt sevgisinin lafla olmadığı (''Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır'' demiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk)
Bana kalanlardan bazıları dedim ya daha da çoğu var ,bu kitaptan size kalanlarda çok olacaktır.
''Tüm bildiklerimiz başkalarından öğrendiklerimizdir.Bu kitabı yazarken sizlerden çok şey öğrendim.Teşekkür ederim.'' bölümü çok hoş ve gurur okşayıcı, ben de adı geçenlere teşekkür ediyorum bu kitabın yazılmasına vesile oldukları için.
En kısa sürede kitabı okumanız dileğiyle...
SEVgiler
Nurhan Meral
20 Eylül 2013 Cuma
SÜTLÜAŞ YANİ SÜTLAÇ ÜMİT USTA'DAN
Merhaba
Sütlüaş adının kökeni bu ama söylene söylene olmuş sütlaç.Sütlaç yaptım ama
siz sütlaç yaptığıma bakmayın çünkü hiç sevmem.Bana bakliyat ürünlerinin tatlı olması hiç çekici gelmiyor.Aynen aşure de olduğu gibi tuzlusunu yapsınlar yerim :) O yüzden de hiç yemem.Rahmetli babanneciğim sütlaç yaptığı zaman bana da mutlaka muhallebi yapardı.Nur içinde yatsın.
Ama gelin görün ki eşim sütlacı çok sever.Sevmediğim ve yemediğim için yapmasını da haliyle bilmiyordum.Eşime ilk sütlaç yapma denemem fiyaskoyla sonuçlanmıştı.''Bu kadarcık pirinçle sütlaç mı olurmuş deyip pirinçleri küçümsersen eklediğin pirinçlerle de sütlaç değil sütle pişirilmiş tatlı pilav elde edersin Nuriş.'' Bahanem hazırdı ne yapayım sevmediğim ve yemediğim için yapmasını bilmiyorum.:)
Ama sonraları işin peşini bırakmadım o seviyor diye.Bir iki tarif daha denemiştim ama olmadı.Sonra bir gün Ümit Usta'nın bu kitabı elime geçti ve bunu bir deneyeyim bakalım nasıl olacak dedim.Deneyiş o deneyiş şimdi hiç yemediğim ve sevmediğim sütlacım ev ahalisi tarafından çok seviliyor ve beğeniliyor.Ümit Usta'ya rahmet yollayayım buradan.Nur içinde yatsın.
Ümit Ustanın tarifinde sakız vardı ben sakızı koymuyorum.Damla sakızı alırsam bir gün onuda atıveririm içine Ümit Usta için.
Gelelim malzemelere ve tarife :)
MALZEMELER
1.5 lt süt
300 gr toz şeker
3 çorba kaşığı pirinç
1.5 çorba kaşığı nişasta(eğer evede yoksa onun yerinede un koyuyorum birşey farketmiyor)
1.5 çorba kaşığı un(Ümit ustada pirinç unu yazıyor ama ben normal unla yapıyorum.)
2 su bardağı su (Bununla pirinci haşlıyoruz.)
1 su bardağı su unu sulandırmak için
1 çay kaşığı tuz
YAPILIŞI
İlk olarak sütü tencerede kaynatıyorum.Küçük bir tavada da pirinçleri iyice yumuşayasıya kadar haşlıyorum.Sütü kaynattığım tencereye yumuşayan pirinçleri ,tuzu koyup biraz da orada kaynatıyorum.Bu arada 1 su bardağı suda unu ve nişastayı eziyorum.Hiç topaklanma olmayacak şekilde.Sonra bu karışımı kaynamakta olan sütlü pirincin üstüne incecik akıtarak hızlıca karıştırıyorum.10 dakika filan kaynattıktan sonra toz şekerini ilave ediyorum.Boza kıvamına gelince eğer fırında yapacaksanız ısıya dayanıklı cam ya da güveçlere sütlacı paylaştırıyorum.Ümit usta bu paylaştırmadan önce 2 yumurta sarısını çırpıp sütlacın içirisine damla sakızı ile koyup bir taşım daha kaynattıktan sonra kaplara bölüştürüyor.Sonra kapları içerisine su koyduğum fırın tepsisine yerleştirdim.Fırını da sadece üst tarafı çalışmaya ayarlayıp tepsiyi fırına koydum.Sadece üst tarafını kızartacağım için sadece üst tarafı çalıştırdım.200 derece de fırın sütlacım hazır oldu.Bizimkilere bu ölçü yetmiyor :)
Hepsi bu kadar afiyet olsun.
SEVgiler
Sütlüaş adının kökeni bu ama söylene söylene olmuş sütlaç.Sütlaç yaptım ama
siz sütlaç yaptığıma bakmayın çünkü hiç sevmem.Bana bakliyat ürünlerinin tatlı olması hiç çekici gelmiyor.Aynen aşure de olduğu gibi tuzlusunu yapsınlar yerim :) O yüzden de hiç yemem.Rahmetli babanneciğim sütlaç yaptığı zaman bana da mutlaka muhallebi yapardı.Nur içinde yatsın.
Ama gelin görün ki eşim sütlacı çok sever.Sevmediğim ve yemediğim için yapmasını da haliyle bilmiyordum.Eşime ilk sütlaç yapma denemem fiyaskoyla sonuçlanmıştı.''Bu kadarcık pirinçle sütlaç mı olurmuş deyip pirinçleri küçümsersen eklediğin pirinçlerle de sütlaç değil sütle pişirilmiş tatlı pilav elde edersin Nuriş.'' Bahanem hazırdı ne yapayım sevmediğim ve yemediğim için yapmasını bilmiyorum.:)
Ama sonraları işin peşini bırakmadım o seviyor diye.Bir iki tarif daha denemiştim ama olmadı.Sonra bir gün Ümit Usta'nın bu kitabı elime geçti ve bunu bir deneyeyim bakalım nasıl olacak dedim.Deneyiş o deneyiş şimdi hiç yemediğim ve sevmediğim sütlacım ev ahalisi tarafından çok seviliyor ve beğeniliyor.Ümit Usta'ya rahmet yollayayım buradan.Nur içinde yatsın.
Ümit Ustanın tarifinde sakız vardı ben sakızı koymuyorum.Damla sakızı alırsam bir gün onuda atıveririm içine Ümit Usta için.
Gelelim malzemelere ve tarife :)
MALZEMELER
1.5 lt süt
300 gr toz şeker
3 çorba kaşığı pirinç
1.5 çorba kaşığı nişasta(eğer evede yoksa onun yerinede un koyuyorum birşey farketmiyor)
1.5 çorba kaşığı un(Ümit ustada pirinç unu yazıyor ama ben normal unla yapıyorum.)
2 su bardağı su (Bununla pirinci haşlıyoruz.)
1 su bardağı su unu sulandırmak için
1 çay kaşığı tuz
YAPILIŞI
İlk olarak sütü tencerede kaynatıyorum.Küçük bir tavada da pirinçleri iyice yumuşayasıya kadar haşlıyorum.Sütü kaynattığım tencereye yumuşayan pirinçleri ,tuzu koyup biraz da orada kaynatıyorum.Bu arada 1 su bardağı suda unu ve nişastayı eziyorum.Hiç topaklanma olmayacak şekilde.Sonra bu karışımı kaynamakta olan sütlü pirincin üstüne incecik akıtarak hızlıca karıştırıyorum.10 dakika filan kaynattıktan sonra toz şekerini ilave ediyorum.Boza kıvamına gelince eğer fırında yapacaksanız ısıya dayanıklı cam ya da güveçlere sütlacı paylaştırıyorum.Ümit usta bu paylaştırmadan önce 2 yumurta sarısını çırpıp sütlacın içirisine damla sakızı ile koyup bir taşım daha kaynattıktan sonra kaplara bölüştürüyor.Sonra kapları içerisine su koyduğum fırın tepsisine yerleştirdim.Fırını da sadece üst tarafı çalışmaya ayarlayıp tepsiyi fırına koydum.Sadece üst tarafını kızartacağım için sadece üst tarafı çalıştırdım.200 derece de fırın sütlacım hazır oldu.Bizimkilere bu ölçü yetmiyor :)
Hepsi bu kadar afiyet olsun.
SEVgiler
3 Eylül 2013 Salı
Hindistan Cevizli İrmik Topları
Malzemeler
3 su bardağı süt
7 yemek kaşığı irmik
7 yemek kaşığı şeker
1 paket toz krem şanti
Yapılışı
Krem şanti hariç diğer malzemeleri tencereye koyup katılaşasıya kadar karıştırdım.
Koyulaşınca ocağı kapatıp soğumasını bekledim.Soğuduktan sonra bir paket toz şantiyi üstüne döküp iyice karıştırdım.
İstediğim boyutlarda yuvarlaklar yapıp hindistan cevizine buladım.Sonra doğru dolaba :)
Gerçi hindistan cevizim azdı biraz daha olaydı iyiydi.Ama böylede çok güzel oldular çerez gibi yendi.
Misafirler için hem pratik hem de lezzetli.Ayrıca kakaonuz da varsa hindistan cevizinin yarısına da bir iki kaşık kakao koyup karıştırırsanız yarısı da kahverengi olur.
Afiyet olsun.
SEVgiler
Kaydol:
Yorumlar (Atom)










