13 Şubat 2009 Cuma

TÜRKÇE KONUŞALIM

Çok beğendiğim ve yerden göğe kadar hak verdiğim bir yazıyı paylaşayım. :=(

BENİMLE TURKCHE KONUŞMA


Bir dönem Arapça, Farsça, Fransızca derken, son yüzyılda İngilizcenin istilası altında Türkçe. Yabancı hayranlığının hat safhaya ulaştığı günümüzde kendi dilinden utananların akıllara zarar tabelaları ile dolu sağımız solumuz. Cep telefonu mesajlarında Türkçenin sesli harflerinden tasarruf ediliyor, yabancı adlarla iş yerleri açılıyor, televizyon ve radyolar yayına giriyor, pek çok süreli dergi piyasaya çıkıyor. V'nin yerine W, ks'nin yerine X kullanılıyor. Birileri bizi yabancılaştırıyorken, birileri de fena halde TURKCHE konuşuyor. Peki, Yahya Kemal BEYATLI'nın "Ağzımızda Anamızın Sütü Gibi Helâl ve Güzel Olmalıdır." dediği güzel Türkçemiz nereye sürükleniyor?

Tarih: 14 Kasım 2006. Yer: Aydın'da herhangi bir lisenin herhangi bir sınıfı. Tahtada 10. sınıf öğrencilerinin düşmüş olduğu not aynen şöyle: "Yarın beden dersinde giyincezmi? Cwp yazın?" / "Hayır giymicez!" Bu cümle Türkçenin yazım kurallarının, yazı dilinin ve 29 harfinin nasıl da bilinçsizce hiçe sayıldığının en basit örneği.

Teknolojiyi üretemeyen Türkiye, hızla değişen teknolojik gelişmelere isim bulmakta geç kalıyor, iPod'a, MP3'e isim veremiyor. Sonra da dilbilimciler bilgisayar, çamaşır makinesi, ayran gibi kelimelerle yatıp kalkıp övünüyor. Teknolojinin ve basının yardımıyla Türkçemiz, Türkilizce'ye doğru yol alırken, övüne övüne bir hal olduğumuz bilgisayar kelimesi bile artık yeni neslin diline PC olarak yerleşmeye başlıyor.

Yeni nesil Türkler artık mail atıyor, feedback istiyor, cwp yazıyor, sms yolluyor, slm verip, a.s alıyor, bye deyip, tşk ederek sohbetini bitiriyor. Yeni doğmakta olan bu uyduruk dille öyle iyi iletişim kurabiliyorlar ki anlaştıklarını O.K'layarak kısaca belirtiyorlar. Büyük bir kesim, aralarında çoğumuzun anlayamadığı yeni bir dille konuşuyor. V F'ye, Z S'ye, C J'ye dönüşüyor ve efet, güsel, abijim diyerek Türkçemiz daha da şirin bir dil olma yolunda ilerliyor(!) İki mesaj uzunluğundaki duygu ve düşünceleri 160 karaktere sığdırılabilmek, kontörden tasarruf edebilmek için Türkçenin sesli harflerinden de tasarruf etmekte hiçbir sakınca görülmüyor. Artk bz trklr trkcyi sessz harflrle yazblmyi, konsblmyi hatta sesli hrflr olmdn anlsblmyi becrblyrz.

Artık "dahi anlamına gelen de'nin, ki bağlacının ayrı yazılması gerekirken birleşik yazılmasına bile razı olduk, Adnan Menderes Bulvarında sağdan sola uzanan Türkçe İngilizce karşımı mağaza isimleri arasında yürürken. Emlak'ı MLUCK, Karizma'yı Carizma yazan zihniyet, ileride çocuklarına isim olarak "Ayshe, Shakir, Chaglar" koyar, "chaylarını da kesme sugur'la icherlerse" hiç şaşmamak gerekir!

Kabul edelim: Hepimiz sms çılgını olduk. Mektup yazmayı unuttuk, zaten e-mail de pek sarmadı bizi. Bol bol MP3 indiriyor, YouTuBe'de video seyrediyor, neredeyse günün yirmi dört saati messenger'da online bir hayat sürüyoruz. En yakınımızdaki eşi dostu unutup, dünyanın bilmem neresinden sanal arkadaşlar edinip saatlerce chat yapıyoruz. Reel anlamda gerçek cümleler kuruyor, öylesine iyi Turkche konuşuyoruz ki kırk yıllık haber sunucusu, "anchorman" oluveriyor ve Türkiye'nin en büyük anchormani Ali KIRCA bir canlı yayın konuğuna "ailesinin backgroundı"nı soruyor.

Biz İngilizceyi aşmışız, hatta ana dilimiz gibi konuşur olmuşuz. Şimdi sıra yabancı dil eğitimi veren bir kursta Türkçe öğrenmekte!

"Kâmusa uzanan el namusa uzanmıştır." diyor Cemil MERİÇ. Sözlüğümüz, gün geçtikçe "sozluc"leşirken artık dilimize sahip çıkmanın vakti geldi de geçmedi mi? Türkçe giderse Türkiye de gitmez mi?

-THE SON!-


11 Şubat 2009 Çarşamba

KULLANDIĞIMIZ DETERJANLARA DİKKAT

Bu iletiyi demin aldım ve sizlerle paylaşmak istedim.Ama paylaşmadan önce başımızdan geçen bir olayı yazayımda kimsenin başına gelmesin.

Geçen gün televizyonda izlemiştim makine için kullanılan malzemelerin zararlarını beyaz sabunla elde yıkayın diyordu doktor.Dedim ki hem elde yıkamayın çok su gidiyor diyorlar hem de elde yıkayın deterjanlar zararlı diyorlar.Hani derler ya aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık.Ama bunu duyunca sevindim denemeyi düşünüyorum.

Ben zaten neredeyse bir seneye yakın parlatıcı kullanmıyorum geçirdiğim bir bir ay var ömrümden en az bi 20 yıl gitmiştir.Benim küçük oğlum ,deterjanları saklarım aslında, parlatıcıyı bulmuş bir mutfağa gittim ki elinde parlatıcı azdı zaten sallamış sallamış köpürtmüş ağzını kokladım kokuyor hemen doktorumuzu aradım kendisine çok güveniriz hemen en yakın hastaneye gidin dedi başka bir şey yok ben hemen eşimi aradım yakınımızdaki devlet hastanesine gittik ama benim yaşadığım korku üzüntü tarif edilemez cinsten.Neyse bize devlet hastanesinde Çapa'ya götürmemizi söylediler.Akşamın köründe Çapa'ya git çocuk doktorları baktı filim filan çekildi.

Parlatıcı en zararlısı ve en tehlikelisiymiş.Bir ay kadar bekliycez dediler ama bu sırada nefes almada bir problem yaşarsanız derhal getireceksiniz deyip yolladılar.Ben her akşam nefes kontrolünde kendimi tutamayıp sürekli ağlıyorum.İnternetten araştırmalar filan yaptım parlatıcının etkisi hemen ortaya çıkmazmış günler geçtikçe boğazda yapışma yaparmış ve çocuk nefes alamaz duruma gelirmiş.Hastanede balonlama diye bir yöntemle o şişliği açarlarmış.Aynı şey bir kaç kere daha olursa artık nefes alabilmesi için boğaza bir delik açarlarmış.

Ve markalı ürün olmasıda ayrı bir tehlike daha iyi sonuç alınsın diye tabii ki daha kalitelisini kullandıklarından tehlike daha da büyüyormuş kaç kere markasını sordular bana.Bunları okuyup düşündükçe Allah'ım neyse bir ayı geçirdim ama nasıl geçirdim ben de bilmiyorum.Neyse oğlumda bir sorun yok doktorumuz o ağzına almış tükürmüştür dedi zira bir damlası bile yeterliymiş.

O günden sonra makineme hiç parlatıcı koymadım.Eşimede bir dolap yaptırdım kilitli hepsini içine tıktım ve kilitliyorum artık.Ama bu elma sirkesi olayını beğendim.Deterjana gelince evet tencerelerimin dibinde kalıyor kalıntı zaten çok zararlı oluklarınıda biliyorum.Başka yolu yokmu ki acaba diye düşünürken bu iletiyi aldım.Ben denemekte fayda var diyorum.Ve gelen iletiyi veriyorum.

Bulaşık Makinası kullanan tüm tanıdıklarınıza iletin lütfen Kullandigimiz deterjanlarin hem cevre hem de sagligimiz uzerinde son derecede olumsuz etkileri var bilindigi gibi. Ozellikle yemek yedigimiz kaplarin temizlenmesinde kullanilan deterjenlarin cok iyi durulansa bile kalinti biraktigi biliniyor uzun yillar boyunca bu kalintilar gidalarimiza bulasiyor ve bu vasita ile sindirim sistemimize tasiniyor. Petrol esasli kimyasal maddelerden olusan ve son derecede guclu olan bu kimyasallar kronik hastaliklarin tetikleyicisi.Bu kimyasallar kanalizasyon sistemine karisiyor oradan da nehirlere gollere ve denizlere . Bu sentetik kimyasallar denizlerde de besin zincirine bulasaraktekrar sindirim sistemimize donuyor ne yazik ki. Bir sure once bir deneye basladim ve bulasik makinasinda ARAP SABUNU kullandim. Daha once doktor tavsiyesi ile cocuklarin biberonlarinin temizlenmesinde kullanmistim dogal ve zararsiz oldugunu biliyordum bulasik makinesinde ne sonuc alacagimi merak ettim. Sonuc harika bulasiklar ter temiz pırıl pırıl oldu ARAP SABUNU hem cok daha ucuz hemde cok daha dogal cevrede yarattigi kirlilik etkisi de cok daha az.Bulasik makinasinin deterjan gozune dolduracak kadar koyup kapagi kapatiyorsun ARAP SABUNU macun gibi sicak su ile rahatca eriyor.Bu deneyden sonra internettende arastirma yaptim pek cok kisi bu metodu kullaniyormus
PARLATICI BÖLÜMÜNE DE ELMA SİRKESİ KOYUYORUM (ama üzüm sirkesi değil..özellikle elma sirkesi)...SONUÇ HARİKA!!! YILLARDIR BUNU UYGULUYORUM..

10 Şubat 2009 Salı

KREP YAŞ PASTA


MALZEMELER:Kendi krep tarifiniz varsa onu kullanabilirsiniz.Krep için: 7 kaşık un,1 yumurta,2 su bardağı süt,vanilya
Muhallebi için:3 su bardağı süt,2 yemek kaşığı un,1 yumurta,2 yemek kaşığı kakao,1su bardağı şekerYAPILIŞI: Krep malzemelerini çukur bir kaba koyup iyice çırpın.Teflon tavaya çok az miktarda yağ damlatın.Kızdıktan sonra bu karışımdan bir kepçe alıp tavaya dökün .Tavanın her yerine iyice yayın.Kızarınca alt üst edip arkasını pişirin.Yaptığınız kreplerin kalın değil ince olması gerekiyor.Bu şekilde 6 ya da 7 tane krep hazırlayın.Daha sonra muhalebi malzemelerini bir tencereye koyup pütür kalmayacak şekilde çırpın.Yalnız şekeri muhallebi piştikten sonra ekleyin.Koyulaşıp muhallebi kıvamına gelesiye kadar pişirin.Koyulaşıp pişince ocaktan alıp şekeri ilave edin.Yaptığınız kreplerden bir tanesini pastayı yapacağınız tabağa koyun.Üstünü yaptığınız muhallebi ile kaplayın arasına varsa muz(ya da sizin istediğiniz bir meyvede olur) dilimleyip dizin.Bütün krepler bitesiye kadar aynı işlemi tekrarlayın.Üstünü yine muzla süsleyin.Dilerseniz üstüne çikolata rendeleyip serpiştirebilirsiniz.Ya da hindistan cevizi,fındık, ceviz artık evde ne varsa.Artık bundan sonrası sizin yaratıcılığınıza ve damak tadınıza kalmış.İyice soğuduktan sonra dilimleyip servis yapın.Afiyet olsun.Siz de kendi ölçülerinizi oluşturabilirsiniz.